hayata dair - Blogcu
Dost dediğin matematiksel olmalı, sevinci çarpmalı,
üzüntüyü bölmeli, geçmişi çıkarmalı, yarını toplamalıdır...

DOMUZ GRİBİ


15/11/2009 · Kategori: saglik

 

 Tam boyutlu görseli göster

                   DOMUZ GRİBİ

 

   Son zamanlarda sıksık adını duyduğumuz domuz gribi(H1N1 virüsi) yüksek ateş ve halsizlik ile başlıyor.İlerleyen zamanda şiddetli öksürük,eklem ağrıları,boğaz ağrısı, iştahsızlık,üşüme,kusma ve ishale neden olabiliyor.Başlangıçta normal grip gibi görünsede ,domuz gribi biraz daha ağır seyrediyor.

   Virüsten korunmak için kişisel temizliğimize dikkat etmeliyiz.Özellikle sık sık ellerimizi yıkamalıyız.Kalabalık ve havasız ortamlarda bulunmamalıyız.Hapşururken ve burnumuzu silerken tek kullanımlık mendiller tercih etmeliyiz.
  

EkleBunu RSS Ekle Butonu
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (yok) Yorum yaz!

DOMATES ÇORBASI


9/11/2009 · Kategori: _orbalar


DOMATES  ÇORBASI

Malzemeler:


2 yemek kaşığı sıvı yağ
5 adet soyulmuş ve rendelenmiş domates
2 yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı  salça
5 su bardağı sıcak su
Tuz


Yapılışı:

Sıvıyağı tencereye koyarak unu bir kaç dakika kavurun. salçayı ekleyip 1-2 dakika daha kavurun.  Sonra  domatesleri ekleyin.  İyice karıştırıp ve sıcak suyu ekleyin. Çorba kıvam alana kadar pişirin.Tuzunuda ekleyin.  Üzerine kaşar peyniri rendeleyin. Veya küçük küçük kızarmış ekmek parçaları koyup servis edin.


                                       AFİYET  OLSUN

EkleBunu RSS Ekle Butonu
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (1) Yorum yaz!

NECİP FAZIL'DAN


20/10/2009 · Kategori: siir

 

 

 

Siz hic bir sarrafin bagirdigini duydunuz mu?

Kiymetli mali olanlar bagirmaz.

Domatesci, biberci bagirir da kuyumcu bagirmaz.

Eskici bagirir ama antikaci bagirmaz.

Insan bagirirken dusunemez. Dusunemeyenler ise hep kavga icindedir.

Popcular, folkcular bogazlarini patlatana kadar bagirip duruyor.

Ama Dede Efendi'yi okuyanlar bagirmiyor.

Insanin kazandigi paradan degil, paranin kazandigi insandan korkulur.

Necip Fazil Kisakurek

 

 

 

 

EkleBunu RSS Ekle Butonu
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (1) Yorum yaz!

BAKIŞ AÇISI


15/10/2009 · Kategori: gunluk

Bakış açısı herşeydir!!!.



Bir varmış bir yokmuş, kadın sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç kıl saç görmüş.
"Hımm, demiş galiba bugün saçımı örgü yapacağım!!."

Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş!!.

Ertesi gün kalkmış,
aynaya bakmış,
Kafasında iki tel saç kalmışmış....

"H-M-M," demiş,
"Bugün saçımı ikiye ayıracağım demiş."
Dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş..


Bir ertesi gene kalkmış,
aynaya bakmış, kafasında tek tel saç var.

"Tamam, tamam demiş...artık bugün at kuyruğu yaparım..."
Öyle de yapmış, ve çok çok güzel bir gün geçirmiş...


Daha bir ertesi,
aynaya baktığında,
Kafasında bir tek tel bile kalmamışmış!!!.
"WoW!" diye bağırmış.
"Bugün saç derdim yok!!!!"

Bakış açısı herşeydir!!!.


Hayat, fırtınanın geçmesini beklemek değildir ki!...

Yağmurda dansetmeyi becerebilmektir!!!!!!

EkleBunu RSS Ekle Butonu
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (yok) Yorum yaz!

HABİB BABA


8/10/2009 · Kategori: Din

HABİB BABA


Habib Baba, 4.Murad devrinin gizli, kimsenin bilmediği Allah dostlarındandır. Yaşlıdır,fakirdir,gariptir.Fakat Rabbinin katında da alemlere denk bir değerin sahibidir.
Yaşlı Habib Baba, uzun bir kervan yolculuğunun sonunda İstanbul'a gelmiştir.Yolculuğunun tozunu, yorgunluğunu atmak için bir hamama gider... Niyeti, şöyle iyice bir keselenip, paklanmak... Bedenini de ruhuna denk kılmaktır.
Fakat hamamcı Habib babayı içeri sokmak istemez.
'Bugün' der, 'Sultan Murad'ın vezirleri hamamı kapattılar, dışarıdan müşteri alamıyoruz.'
Habib baba üzülür... Rica, minnet eder, yalvarır...
'Ne olursun' der, 'kimseye varlığımı belli etmem, aceleyle yıkanır çıkarım.Bu tozlu bedenle Rabbime ibadet ederken utanıyorum.Binbir dil döker.Hamamcı ehl-i insaftır... Dayanamaz... Kabul eder... Hamamın en sonundaki odayı göstererek ...
'Baba şu odada hızla yıkanıp çık, parada istemem. Yeter ki vezirler, senin farkına varmasınlar.'
Habib baba sevinerek kendine gösterilen yere girer. Yıkanmaya başlar... Ve bu arada hamamcının karşısında yeni bir müşteri belirir. Boylu, poslu, genç, yakışıklı biridir bu gelen. Onunda görünümü fakirdir... Ama sadece görünümü... İkinci müşteri kılık değiştirmiş, 4.Murad'dır. O gün vezirlerinin topluca hamam alemi yapacaklarından haberdar olan padişah merak etmiştir.
'Hele bir bakalım' demiştir, 'bizim vezirler, hamamda benden uzakta, kendi başlarına ne yaparlar, nasıl eğlenirler?'
Ve bu merak padişahı, tebdil-i kıyafet ettirerek, hamama getirmiştir.
Az önce yaşananlar bir kez daha tekrarlanır...
Hamamcı vezirler der almak istemez... Padişah ise, ne olursun der, bastırır ve padişah galip gelir... Habib babanın yıkanmakta olduğu odayı göstererek, genç padişahın kulağına fısıldar:
'Şu odada bir ihtiyar yıkanıyor. Sende sar peştemali beline gir yanına... Beraber sessizce yıkanın, bir an evvel çıkın... Ve ekler: 'Aman ha! Vezirler varlığınızı bilmesinler.'
Sonra 4.Murad
da Habib babanın yanına süzülür. Beraber sessizce yıkanmaya başlarlar. Bu arada, hamamın büyük salonundan gelen tef, dümbelek, şarkı, türkü sesleri ortalığı çınlatmaktadır...
Habib babanın gözü, genç hamam arkadaşının sırtına takılır. Biraz kirlenmiş gibi gelir ona... Allah hikmeti gereği dostuna, o yanındakinin tedbil-i kıyafet etmiş padişah olduğunu ilham etmemiştir...
Ve yanındakini, görüntüsüne uygun, kendi gibi fakir bir delikanlı zanneden Habib baba yumuşak bir sesle konuşur:
'Evladım' der, 'Sırtın fazlaca kirlenmiş, müsade edersen bir keseleyivereyim.'
Padişah aldığı bu teklif karşısında şaşkınlaşır ve büyük bir haz duyar... Haz duyar, çünkü ömründe ilk defa biri ona, padişah olduğunu bilmeden, sırf bir insan olarak, karşılık beklemeksizin bir iyilik yapmayı teklif etmektedir.
Memnuniyetle Habib babanın önünde diz çökerken: 'Buyur baba' der, 'ellerin dert görmesin'
Bu arada içerideki alemin sesleri hamamı çınlatmaya devam etmektedir. Habib baba, 4.Murad'ın sırtını bir güzel keseler... Fakat padişah kuru bir teşekkürle yetinmek istemez..
Ne de olsa insandır ve o da her insan gibi kendine yapılan iyiliklerin kölesidir.
'Baba' der, 'gel bende senin sırtını keseliyeyim de ödeşmiş olalım.' Habib baba, teklifin kimden geldiğinden habersiz, tebessümle;
'Olur evlad' deyip, sultanın önünde diz çöker. Bu arada, Sultan Murad kese yaparken bir yandan da Habib babayı yoklar, ağzını arar...
'Baba' der, 'görüyormusun şu dünyayı... Sultan Murad'a vezir olmak varmış... Bak adamlar içerde tef,dümbelek hamamı inletiyorlar, sen ve ben ise burada iki hırsız gibi...'
Habib baba Sultan Murad'ın cümlesini tamamlamasına fırsat bile bırakmaz, kendi hükmünü söyler... Sultan Murad'ın Habib babadan duydukları, ağzı açık bırakıp, keseyi elden düşürten cinstendir:

'Be evladım' der, Habib baba, 'Sultan Murad dediğin kimdir? Sen asıl Alemlerin Sultanına kendini sevdirmeye bak ki, O seni sevince sırtını bile Sultan Murad'a keselettirir...

EkleBunu RSS Ekle Butonu
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::